21 Mart Ekinoksu ve Baharın Başlangıcı

March 21, 2017

 Ekinoks yani Gündüz-Gece eşitliği yılda iki kez; (yaklaşık) 21 Mart ve 23 Eylül’de yaşanan Güneş ışınlarının dünyanın Ekvator çemberine dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçmesi olayıdır. Bu iki özel günde; adı üzerinde gündüz ve gece saatleri tam olarak birbirine eşit olur; 21 Mart’ı takip eden günlerde günler artık uzamaya, 23 Eylül’ü takip eden günlerde de günler kısalmaya başlar. Her yılın iki gününde de gündönümleri olur. 21 Haziran’da en uzun gün, en kısa gece; 21 Aralık’ta da en kısa gün, en uzun gece yaşanır.

 

Bahar Ekinoksu; 21 Mart olarak bilinmekle birlikte, dünyadaki konumunuza göre 19 Mart ile 22 Mart tarihlerine denk gelebilmektedir. Örneğin; önümüzdeki günlerde Bahar Ekinoksu, Türkiye saati ile 20 Mart – 13:28’de, Sonbahar Ekinoksu ise 22 Eylül – 23:02’de gerçekleşecek.

 

Baharın başlangıcı birçok farklı kültür için heyecanlı bir olaydır, binlerce mit, efsane, hikâye, masala konu olmuştur. Kadim kültürlerde, yaşam doğa ile iç içe yaşandığı ve tüm zamanlamalar doğanın, özellikle güneşin ve ayın hareketlerine göre ayarlandığından yılbaşı 21 Mart olarak kabul edilirdi. Çin Astrolojisinin de temeli olan 12 hayvanlı takvim Türk kökenli olup yılbaşı, 21 Mart yani Nevruz günü olarak kabul edilirdi. Nevruz yani baharın başlaması, doğanın uyandığı; yaşamın durağan, içe dönük, iç hesaplaşmaların daha çok olduğu kış günlerinden, aksiyona geçtiği, hareketlendiği, dışa dönüklüğün, güneş ağırlıklı günlerin geldiğinin habercisidir.

 

21 Mart; simgesel olarak da aynı gündüz ve gecenin eşit olması gibi kendi içimizde iyi ile kötüyü bir arada barındırdığımızı ve kendi iç dengemizi bulmak için içimizdeki bu iki tarafla; sağ ve sol beynimizle, kendimiz ve kendimiz dediğimiz varlığı gözlemleyen öz benliğimizle buluşmak için yeni başlangıçlara açık olmamız farkındalığını da içinde barındıran bir gündür. Ekinoks bize dengeyi, yaşamın içinde her şeyin olduğunu, eşitliği gösterir bir anlamda. Yaşamda; karanlık, kasvetli, soğuk yani zor, acı verici, kederli günler olduğu gibi aydınlık, neşeli, sıcak yani kolay akan, zevkli, mutluluk verici olaylar ve durumlar vardır, bunlar bir döngü olarak birbirini takip eder. Bizim sanki akıp giden ve sonsuzluğa uzanan düz bir çizgi gibi algıladığımız zaman kavramı aslında aynı dünya gibi daireseldir, gideriz gideriz ve aynı şeyleri tekrar tekrar yaşarız. Yaşam kalitemizi ve tatminimizi değiştirebilecek şeyler olaylar ve durumlar karşısındaki algımız, tavrımız, yaklaşımımızdır. Genlerimizle bize geçmiş olan hayvansı doğamızla, olaylara salt yaşamda kalma, her ne olursa olsun şahsi çıkarlarımızı koruma, bize öğretilen, inanmaya zorlandığımız gerçekliklere takılıp kalma şeklinde yaklaşmak yerine; “kendimiz olmayı”, insani özelliklerimizi devreye sokabilirsek, yeni yerler, insanlar, fikirler keşfetmeye kendimizi açık tutabilirsek; büyüme, gelişme, dönüşme şansımız da olabilir. Doğa ve mevsimleri gözleyerek yaşamımızla ilgili birçok ipuçları yakalayabiliriz. Ay’ın her hali, Dolunay’lar, Yeni Ay’lar, tutulmalar, mevsimler bize kendimizle ilgili de önemli şeyler söyler, yol gösterir, bazen kendimizle ilgili cesaret edemediklerimiz için sistem bizi zorlar. Geride bırakmaya cesaretimiz olmayan şeyler için Satürn, Uranüs hele de Plüton bize zorlayıcı, bazen yıkıcı olaylar verebilir ki uyanalım diye, malum insanoğlu rahatı yerinde olduğu zaman hiçbir şey değişsin istemez, çoğu zaman bu ruhuna büyük zararlar verse bile.

 

Tabii kadim zamanlardan bu yana süre gelen en eski bilim olan Astroloji’de de 21 Mart’ın, Zodyak Çemberinin 0° noktası olmasından dolayı bir değeri bulunmaktadır Zodyak Çemberi Koç Burcu’nun 0°’sinde başlayıp Balık Burcu’nun 29°’sinde tamamlanır. Bu anlamda Koç Burcu; baharın başlangıcında yaşanan o heyecanla özdeşleştirilir. Havaların yavaş yavaş ısındığı, doğanın canlandığı, kış aylarındaki daha durağan, yavaş hayatın yerini aniden yeşermeye, çiçeklenmeye, güneşli günlere, bolluğa bıraktığı dönemlerin karakterine benzer özellikler gösterir. Koç Burcu; öncü ve ateş özellikleri ile bahar gibidir; öncülük eder, başlatır, yönetir, içinden geldiği gibi davranır, meraklıdır, cesurdur, bağımsızdır, anı yaşar, hızlı hareket eder. Bir yandan da elle tutulamaz, domine eder, çabucak öfkelenir, vahşidir, toleransı yoktur, düşünmeden hareket eder, kibirli ve haşin olabilir, önce ben der, başladığı işi de çoğunlukla bitiremez çünkü malum yerini bir sonraki Boğa Burcu’na bırakacaktır, sabit ve toprak özelliklerine. Boğa, Koç’un ektiği tohumları alır, filizlenmesi için sabırla başında bekler, ihtimam gösterir, tomurcuklanmayı gözlemler ve o da yerini İkizler’e bırakacaktır, değişken ve hava özelliklerine.

Yaşam nasıl da birbirini tamamlayan parçaların bütünü değil mi? İşte bireysel olarak da toplumsal olarak da yaşam, farklı özelliklerin, farklı güçlerin birleşimi ve el ele vermesidir. Doğa, sadece doğa, aslında bize toplum içinde farklı fikirlerimiz ve özelliklerimiz ile nasıl da barış içinde, birbirimizi tolere ederek, el ele vererek yaşayabileceğimizi gösterebilir.

 

Ekinoks günü yani 20 Mart’ta Hamal Yıldızı, Mars ile 10. Ev’de kavuşuyor. Hamal Yıldızı Mars’ta suça eğilimlidir ve genel olarak devlette şanssızlıklar verir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Ev’inin üzerinden geçen bu kavuşum yerel ve ulusal yönetimler, dini kuruluşlarımız, kamuoyu ve uluslararası ilişkilerimizde son dönemde yaşadığımız sıkıntıları sürdürecek hatta biraz daha artıracak sonuçlara sebebiyet verebilir. Aynı gün transit Venüs’ün TC’nin Kuzey Ay Düğümü ile, yine transit Mars’ın TC’nin Mars’ı ile yaptığı 150’lik açı ve Kuzey Ay Düğümü ile yaptığı üçgen açı, transit Plüton’un Venüs’le yaptığı sekstil, transit Jüpiter’in Ay’ımız ile üçgen, Neptün ile sekstil, Uranüs ile ise 144’lük yani tam bir karma/kader açısı yapması gibi açılar ciddi bir dönüşümden geçtiğimizi, ani olaylarla; düşünmek, ruhumuzda olanlara ulaşmak ve aslında sonunda bizi iyileştirecek büyük olaylar yaşayacağımızı gösteriyor denilebilir.  

 

Ayrıca Yay Burcu’nda 6. Ev’de bulunan Satürn, o gün Ay’la kavuşuyor ve Ay’ın Venüs’e kare açısı oluşuyor. 6. Ev ülkemizin başbakanı, milletvekilleri, işçi sınıfı, ordu ve polis kuvvetleri, yiyecek içecekle ve sağlıkla ilgili konuları temsil ettiğinden huzursuzluklar ve hoşnutsuzluklar olması kaçınılmaz gibi görünüyor. Neyse ki karşıdaki Mars’la Ay’ın üçgen yani olumlu bir açısı var, umalım da olaylar felaketlerle sonuçlanmadan, toplumsal olarak farkındalığımızı güçlendirecek şekilde gelişsin, bizi durumunuzu net olarak anlamaya, güçlenmeye ve birleşmeye sevk etsin.

 

Baharın, bol güneşli günlerin herkese bolluk bereket, şans ve neşeli günler getirmesi dileğiyle…

 

Ebru Altan – Oğuzhan Ceyhan Astroloji Akademisi [Hocama derin sevgi ve saygılarımla]

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Featured Posts

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Recent Posts
Please reload

Archive
Please reload

Search By Tags
Please reload

Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

Her hakkı saklıdır. Burada yayınlanan bilgiler kaynak gösterilmeden ve "Ebru Altan" adı kullanılmadan hiç bir şekilde kullanılamaz.

Kullanılan tüm görseller telif haklarına tabidir, izinsiz kullanımının yasal müeyyidesi bulunmaktadır.

Lütfen izinsiz hiç bir şekilde kullanmayınız.